Psikoloji 2 dk okuma
Aşırı Mükemmeliyetçiliğin Faydaları ve Zararları Nelerdir?
Yüksek standart kaliteyi ve disiplini artırıyor; ancak hata korkusu ertelemeye, tükenmişliğe ve kaygıya dönüşebiliyor.
Yazar: Derya Ilgın
"Mükemmeliyetçiyim" cümlesi iş görüşmelerinde neredeyse bir övgü gibi söyleniyor. Oysa psikolojide bu kavramın iki ayrı yüzü var: yüksek standart koyup peşinden gitmek ile hata yapma korkusuyla felç olmak aynı şey değil. Birincisi performansı yükseltiyor, ikincisi kişiyi tüketiyor.
Mükemmeliyetçiliğin Faydaları
Birinci fayda kalite. Detaya dikkat eden kişi, gözden kaçan hataları yakalar. Cerrahi, muhasebe, mühendislik ve editörlük gibi alanlarda bu titizlik doğrudan güvenlik ve güvenilirlik demektir.
İkincisi disiplin. Yüksek standart, düzenli çalışma ve hazırlık alışkanlığı getirir. Bu kişiler işi son dakikaya bırakma eğilimi taşımaz, sürece hâkimdir.
Üçüncüsü gelişme isteği. Kendi işini eleştirebilen kişi ilerler; geri bildirimi ciddiye alır ve aynı hatayı tekrarlamamak için sistem kurar.
Dördüncüsü güvenilirlik. Söz verdiği işi eksiksiz teslim eden kişi, çevresinde güven oluşturur. Ancak burada ince bir çizgi vardır: titizlik ile Aşırı Kontrolcü Olup Olmadığını anlamayı gerektiren davranış birbirine karışabilir; kendi işini kusursuz yapmak başka, herkesin işine karışmak başkadır.
Zararları ve Dikkat Edilecek Noktalar
Birinci zarar erteleme. Beklenti çok yükseldiğinde kişi başlamaktan korkar; "nasılsa mükemmel olmayacak" düşüncesi işi sürekli öteler. Mükemmeliyetçilik ile kronik erteleme çoğu zaman aynı kişide görülür.
İkincisi tükenmişlik. Hiçbir sonucun yeterli görülmediği bir zihinde dinlenme yoktur. Uzun vadede uyku bozukluğu, sürekli yorgunluk ve işten soğuma ortaya çıkar.
Üçüncüsü kaygı ve öz eleştiri. Küçük bir hata, kişinin kendi değeriyle ilgili büyük bir yargıya dönüşür. Bu döngü kaygı bozukluğu ve depresyon riskini artırır.
Bir de ilişki tarafı var: standartlar başkalarına dayatıldığında ekip arkadaşları ve aile bireyleri sürekli yetersiz hissettirilir. Yetki devri yapılamaz, her iş tek kişiye yığılır. Eleştiriye tahammül azalır; geri bildirim, gelişme fırsatı değil saldırı olarak algılanır.
Nasıl Dengelenir?
Her iş için ayrı bir "yeterli" tanımı yapın. Bir sunumun yüzde 100'ü gerekirken, bir iç yazışmanın yüzde 80'i fazlasıyla yeterlidir. Zaman sınırı koymak, sonsuz düzeltmeyi doğal olarak durdurur.
Hatayı kimlik meselesi yapmayın: "Bu işi kötü yaptım" ile "Ben yetersizim" arasındaki fark, bu dengenin tamamıdır. Küçük görevlerde bilinçli olarak "yeterince iyi"yi deneyin ve sonucun sandığınız kadar kötü olmadığını görün. Yükün büyüklüğü uyku ve ilişkilerinizi bozmaya başladıysa bir uzmandan destek almak, zayıflık değil çözümdür.